Niyetin Önemi


1/3/2009 · Kategori: dini hikayeler

İnsanların her devirde bişeylere taptığı hepimizce malumdur. Yİne insanlerın sapıtıp da epeyce yaşlı bir ağaca taptıklarını duyan abidin biri hemen eline bir balta alır ve o ağacı allah rızası için kesecem der ve yola koyulur.bu abid yolda yürürken şeytan yoluna çıkar ve ey abid nereye der.abidde ileride bir ağaç var insanlar ona tapıyorlar ben de allah için onu kesmeğe gidiyorum der.şeytan ise hayır onu kesemessin izin vermem der.abid hayır kesecem der vel hasıl aralarında münakaşa başlar birbirleriyle kavgaya tutuşurlar üç defa üst üste abid şeytanı yere çalar.şeytan bakar ki güç yetiremiyor.
ey abid der ben sana her gün bir altın yatağının altına koyacam.sen de o ağacı kesmekten vaz geç.abit biraz tereddüt ettikten sonra altınların cazibesine dayanamaz ve teklifi kabul eder.abid evine gelir yatar sabah kalkınca hemen yastığının altına bakarki bir altın var ertesi gün yine altın var.üçüncü gün yine bakar ki altını göremez.abid bu şeytan beni kandırdı der baltayı kaptığı gibi yola çıkar.yine şeytan aynı yerde abidin yoluna çıkar nereye gidiyorsun ey abid der.o ağacı kesmeye gidiyorum der.şeytan hayır izin vermem der abid hayır kesecem der şeytan izin vermem der velhasıl yine kavgaya tutuşurlar.bu defa üç kez üst üste şeytan abidi yener.abid de ey melun şeytan geçen ben seni yendim ama şimdi güç yetiremiyorum neden acaba der.şeytanda abide şu cevabı verir.ey dünya malına aldanan abid.geçen ağacı kesmeye gittiğinde niyetin allah rızası için di ama bu gün ağacı allah rızası için kesmeye gelmedin sana altın vermedim diye geldin.yani kendi nefsin için geldin allah da sana yardım etmedi.
RABBİM BİZLERİN NİYETİNİ HALİS KILSIN İNŞALLAH.DÜNYAYI KALBİMİZDE SOĞUTSUN.İBADETİNİ BİZE ŞİRİN KOLAY KILSIN İNŞALLAH.HAMD ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAHA MAHSUSTUR

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ahırda Kuzu Doymadan Cayırda Otu biter


1/3/2009 · Kategori: dini hikayeler

Bilindiği gibi Hz. Musa peygamberimiz Allah Teala (c.c) ile konuşan bir peygamberimizdi. Hz. Musa zamanında, yaptığı her işi eline yüzüne bulaştıran, ne yapsa para kazanmayı beceremeyen fakir bir ateist varmış. Bu ateist bir gün Musa peygambere gelerek;
“ Ya Musa, O tapındığın Allah’ ına söyle de bana da biraz dünyalık versin söz veriyorum ben de O’na tapacağım” der. Hz Musa ; “Olur, ben senin için konuşur, neticeden seni haberdar ederim” der. Birkaç gün sonra Musa peygamber adamı bularak “ Allah Teala(c.c.) ile konuştum ve bana senin bu dünyadaki nasibinin bir kuru ekmekten fazla olmayacağını söyledi” der. Kabullenmez adam, “ Bak ben çok zengin olacağım sen de göreceksin” diyerek para edecek neyi varsa satıp o şehirden ayrılma kararı alır. O zamanki kervanlardan birine katılarak başka bir şehre doğru yol almaya başlar. Kervanla birlikte yol alırken bir yerde mola verilir ve herkes istirahata çekilir. Ateist uyandığında ne görsün? Ortalıkta kendisinden başka hiç kimse yoktur. Kervanı kaçırmıştır uyanamadığı için. Fakat bu onu yıldırmaz ve tek başına yola devam etmeye koyulur. Su ihtiyacını gidermek için vardığı bir kuyudan su çekmek üzere kovayı daldırdığında gördüğü manzara karşısında dona kalır. Kuyunun içi altın doludur. Çıkarabildiği ve devesine yükleyebildiği kadar altını alır yola devam eder. Biraz gittikten sonra kervanı da bulur ve derin bir oh çeker. Belli bir zamandan sonra gitmek istediği şehre ulaşmıştır artık. Kısa bir süre sonra o şehrin en zengin insanlarından biri olur ve kendince servetine denk olan zengin bir kadınla evlenir. Gücüne güç yetmemektedir artık. Gel zaman git zaman Hz Musa’ nın yolu o şehirden geçer. Ateist tanımıştır Musa peygamberi. Hemen yanına koşarak “ Ya Musa hani benim bu dünyadaki nasibim kuru ekmekten fazlası olamazdı, hani hep fakir kalacaktım. Bak ben artık çok zenginim. Ne oldu sen yalancı çıktın gördün mü?” diyerek Hz Musa’ ya çıkışır. Hz Musa “ Takdirinden sual olunmaz, bunu da sorarım” diyerek oradan ayrılır. Ertesi gün adamın yanına giderek “Senin durumunu Allah Teala (c.c)’ ya sordum ve ne dedi biliyor musun?” der. Adam ise umursamaz bir tavırla “ Ne dedi?” der.
Hz Musa “ O kulumun dünyadaki nasibi bir kuru ekmekten fazlası değildir, biz bunca malı serveti hanımının karnındaki çocuğuna verdik….”

Yorum (yok) Yorum yaz!